19 06 2007

Öğrencilerine, Okumayı-Yazmayı Sevdirmeye Çabalayan Genç Öğretme

Öğrencilerine, Okumayı-Yazmayı Sevdirmeye Çabalayan Genç Öğretmene Notlar/ Bilgin ADALI Kategori: Deneme Öğrencilerine, Okumayı-Yazmayı Sevdirmeye Çabalayan Genç Öğretmene Notlar Bilgin Adalı DEÜ Güzel Sanatlar Fakültesi’nde başlayan “öğretme” serüvenim, otuz yılı aşkın bir süredir sürüyor.Neyi öğretmeye çalıştım? Belgesel sinemayı, senaryo yazarlığını, reklam yazarlığını, yaratıcı yazarlığı… En çok zorlandığım “Yaratıcı Yazarlık” dersi oldu. Bana sorarsanız baştaki “yaratıcı” sözcüğü gereksiz. Mektup yazıp babanızdan para isterken bile “yaratıcı” olmak zorundasınız. Ama, frenkçedeki “creative writing” kavramını “yaratıcı yazarlık” diye çevirerek kullanmışız işte…Bir yerlerden aşırma yapmıyorsa, nedir yazarın yaptığı? Bildiğimiz sözcükleri kullanıp yeni bir sentez yapmak, yani yeni bir örgü yaratmak değil mi?Üniversitelerde karşıma çıkan öğrencilerin büyük bir yüzdesi yazma özürlü. Birinci sınıfta zorunlu bir “Türkçe” dersi görseler bile yazım (imla) kurallarından haberleri yok hiçbirinin. Küfretmeyi pek iyi biliyorlar ama cümle kurmak diye bir kaygıları yok. Aynı sınıfta üç beş kez anlatmış olmama karşın, yazılı ödevlerinde, “geliyo”, “bi”, “yapicek”, “gelcek” vb. sözcükleri çember içine almaya başladığımda, gelincik tarlasına dönüyor ödev kâğıtları. Şapkalı a (â) konusunda her yıl yinelediğim bir örnek, yıllar önce gazetelerde tam sayfa yayınlanmış bir banka ilanı: “Biz karımızı müşterimizle paylaşırız…”Karısını müşterisiyle paylaşan banka reklamına hepsi güler de öğrencilerin, hiçbiri hala ile hâlâ’yı, alem ile âlem’i, kar ile kâr’ı ayırmak için o küçücük şapkayı a harfinin üstüne kondurmaya yanaşmaz. Nedenini bir türlü anlayabilmiş değilim. (Buna karşın, sevgili TRT’mizin “reklam” sözcüğünü şapkasız yazmayı öğrenebilmesi n... Devamı

19 06 2007

Nasıl Yazar Oldum? / Emin ÖZDEMİR

Nasıl Yazar Oldum? / Emin ÖZDEMİR Kategori: Otobiyografi   Anasayfa   Rıfat Ilgaz Arşivi   Taşköprü'den Bakış    Kastamonu Net (Blogcu)    Şiir Sayfası   Öykü    Sinema   Atatürk  Edebiyat   Roman Yazıları     Emin ÖzdemirNasıl Yazar Oldum?(*) Yazıyla tanıştığım ilk günleri anımsıyorum. Okumayı söktüğüm, harfleri birbiriyle çatıp sözcükler, sözcüklerden tümceler ürettiğim günleri... Doğduğum köyde, yokluğun ve yoksulluğun içinde yitip gitmiş Eğin'in bir gurbetçi köyünde, başlamıştım okula. O güne değin kitap olarak bir Kuran'ı görmüştüm, bir de Darendeli gezici çerçilerin katır sırtında getirip sattıkları Kan Kalesi, Battal Gazi, Kesik Baş, Hayber Kalesi Cengi türünden dinsel içerikli öyküleri. Bundan olacak besbelli, yazılı ve basılı her şeyde kutsal, gizemli bir yan varmış gibi geliyordu bana. Korkunun, ürkünün ağır bastığı bir duyguyla yaklaşıyordum onlara.Alfabeden okuma kitabına geçtikten sonra da bu duygum değişmemişti. Kitaptaki parçaların, öykülerin, şiirlerin insan elinden çıktığını düşünemiyordum. Hele resimler, resimlerdeki çocuklar... Bizlere benzemiyordu hiçbiri. Bakımlı, pırıl pırıl, güler yüzlü çocuklardı bunlar. Bizim dünyamızdan olamazlardı.Köy enstitüsüne girince kitaplar arasında bulmuştum kendimi. Enstitülerde kitabın yeri ekmekten önce gelirdi. Esat Mahmut Karakurt, Reşat Nuri Güntekin, Yakup Kadri Karaosmanoğlu derken Balzac'ların, Hugo'ların, Dostoyevski'lerin, Çehov'ların dünyasına uzanmıştım. Yazının insan yaratısı bir güç olduğunu öğrendim. İnsanı ve toplumu değiştiren bir güç.Nereden geliyordu yazının gücü? Okudukça, bir kitaptan ötekisine geçtikçe bu sorunun üzerinde düşünmeye başladım. Gorki'nin o ünlü üçlemesini, Çocukluğum, Ekmeğimi Kazanırken, Benim Üniversitelerim'i okurken sınırlı da olsa bu sorunun yanıtını bulmuş gibiydim: İnsan gerçeğini, ... Devamı